Bloodhound
About Bloodhound
Eğer iz sürme maceralarına yatkın, sadık bir yol arkadaşı arıyorsanız, Bloodhound tam size göre olabilir. Bu olağanüstü ırk; kırışık yüzü, uzun sarkık kulakları ve ifade dolu gözleriyle kolayca ayırt edilir; tüm bunlar 80 ila 110 pound (yaklaşık 36–50 kg) ağırlığında, iri ve sağlam bir yapıda birleşir. Bloodhound’lar, şefkatli ve sabırlı mizaca sahip nazik devlerdir; çocuklar için mükemmel oyun arkadaşlarıdır ve diğer evcil hayvanların bulunduğu ailelere uyumla katılırlar.
Yüksek enerji düzeyleriyle, günde en az 60–90 dakikalık egzersizde, ideal olarak uzun yürüyüşler ya da güçlü burunlarını meşgul eden koku oyunlarıyla en iyi performansı gösterirler. Bakımları oldukça rahattır; orta düzey tüy dökülmesini kontrol altında tutmak için haftada bir kauçuk tımar fırçasıyla fırçalamak yeterlidir. Bu zeki tazıları eğitmek ödüllendiricidir; olumlu pekiştirmeye iyi yanıt verirler, ancak bağımsızlıklarına bağlı olarak tutarlı ve sabırlı bir yaklaşım şarttır.
Genel sağlıklarını desteklemek için kulaklarının ve deri kıvrımlarının temizliğine dikkat edin. Sevecen mizaçları ve olağanüstü iz sürme becerileriyle Bloodhound’lar, yoldaşlık ve macerayı benzersiz biçimde harmanlar; evcil hayvan dostu her yuvaya kıymetli bir katkı sağlarlar.
Interesting Facts
Bloodhound’lar, başka hiçbir ırkın erişemediği olağanüstü bir koku alma duyusuyla ünlüdür. Hatta iz sürme kabiliyetlerine o kadar güvenilir ki, bir Bloodhound’un iz takibi bulguları mahkemede delil olarak bile kabul edilebilir.
Bloodhound ırkının kraliyet soyu vardır! Orta Çağ’da Fransa ve İngiltere’deki kraliyet aileleri tarafından çok kıymet görmüş, Belçika’daki Saint Hubert Manastırı’ndaki keşişler tarafından özellikle ıslah edilip korunmuştur; bu nedenle alternatif adları Aziz Hubert Tazısı’dır (St. Hubert Hound).
Düşük gözleri ve sarkık derileriyle tanınsalar da, bu özellikler aslında iz sürme yetilerini güçlendirir. Deri kıvrımları koku parçacıklarını hapseder, düşük gözkapakları ise kokuyu güçlü burunlarına doğru yukarı yönlendirir.
Kulağa ürkütücü gelen isimlerine rağmen Bloodhound’lar en nazik köpek ırklarındandır. Adları, yırtıcılıktan değil, 'soylu/saf kanlı' (blooded) olmalarından gelir.
Nick Carter adlı bir Bloodhound, 12 yıllık bir izi ortaya çıkarmayı da içeren rekoruyla gelmiş geçmiş en büyük iz takipçisi kabul edilir. Nick Carter’ın hikâyesi o denli etkili olmuştur ki, dünya çapında polis teşkilatlarında Bloodhound kullanılmasına önayak olmuştur.
Orta Çağ Avrupa’sında Saint-Hubert keşişlerince yetiştirilen 'Bloodhound' adı, kana ilişkin bir çağrışım değil, soylu ('blooded') damızlık geçmişini ifade eder.
Yüz milyonlarca koku reseptörü sayesinde Bloodhound’lar, günler öncesinden kalma insan izlerini kilometrelerce takip edebilir; kokuyu ayrıntılı bir hikâye kitabı gibi 'okuyabilir'.
Uzun, süpürür gibi sallanan kulakları ve kırışık derileri, koku parçacıklarını buruna doğru yönlendirip tutarak, çok silik ya da eski izlerde bile takip doğruluğunu artırır.
Ünlü insan izi takipçileri olan Bloodhound’lar yüzyıllardır polis ve arama ekiplerine yardımcı olur; belgelenmiş takipleri, olağanüstü güvenilirlikleri sayesinde mahkeme davalarını dahi etkileyebilmiştir.
Derin, melodik bir ulumayla tanınırlar; evde nazik bir aile köpeğidirler, ancak burunları bir izi yakaladığında durdurulamaz birer dedektife dönüşürler.
← Scroll horizontally to see all facts →



